Bilim insanları, şifre veya parmak izi yerine beyin dalgaları ile kimlik doğrulama yöntemini geliştiriyorlar. Sadece düşünerek Facebook‘a giriş yapmak mümkün olacak.

beyin-dalgalari

Şifreler dijital güvenliğimizi sağlamak için çok önemli araçlar ancak ne yazık ki yeterince güvenli değiller. Kötü niyetli biri şifrelerimizi çalabilir, ele geçirebilir, şifreleme sürecini kırıp online hesaplarımıza girebilirler.

Parmak iziyle kimlik doğrulama sistemi de son derece güvenli sayılmaz. Birinin parmak izi taklit edilebilir ve bir parmak izi bir kez hacker’ların eline geçince, onu değiştirmek de mümkün olmadığından artık o kullanıcı için parmak iziyle kimlik doğrulama işlemi sonsuza dek kapanmış demektir.

Oysa Binghamton Üniversitesindeki araştırmacılar, çok daha güvenli ve pratik bir şifreleme ve kimlik doğrulama yöntemi keşfettiler: Beyin dalagaları.

Her insanın, farklı düşünceler anındaki beyin dalgalarının birbirinden faklı izler bıraktığını tespit eden araştırmacılar, bu dalgaların kimlik doğrulamak için kullanılabileceğini fark ettiler. Buna göre, bir kullanıcı belli bir kelimeye, kavrama, nesneye odaklandığında oluşturduğu beyin dalgasının manyetik izi bir başka kişinin izine benzemiyor. Dolayısıyla Facebook’a girerken kendinize belirlediğiniz şifre kelimeye odaklanarak oluşturduğunuz beyin dalgasını okuyacak bilgisayarınız veya telefonunuz kimliğinizi doğrulayarak hesabınıza girmenize izin verecek. Aynı şekilde eğer bu biyometrik iz hackerların eline geçecek olursa, hemen şifrenizi değiştirip başka bir kelimeye odaklanarak giriş yapmaya devam edebileceksiniz. Üstelik bu yöntemde, şifre olarak belirlediğiniz kelimenin başkaları tarafından bilinmesinde de sakınca yok, zira siz otomobil kelimesini düşünürken ürettiğiniz beyin dalgasının manyetik izi ile başkasının aynı kelimeye odaklanmışken ürettiği manyetik iz aynı olmuyor.

Elbette bu yeni yöntemin kullanılabilir bir sisteme dönüşüp hayatımıza girmesine henüz yıllar var ancak bu keşif sayesinde sadece şifreleme değil, düşünce gücüyle iletişim gibi yeni imkanların da yakın gelecekte hayatımıza gireceğini tahmin edebilirsiniz. On sene sonra çok farklı bir gelecek bizi bekliyor.