Mikro işlemciler temel fizik kanunlarının izin verdiği minimum sınıra çok yaklaştılar. Yakın bir gelecekte bilgisayarlar artık hızlanmayı bırakacaklar.

moore-yasasi-islemci

Apple’ın iPhone 7’yi duyurması sırasında dikkatleri çeken bir detay, artık Qualcomm yerine Intel’in modem yongalarını kullanacak olmasıydı. Intel için büyük bir başarı, Qualcomm için saç baş yolduracak bir başarısızlık, Apple kullanıcıları için umursanmaması gereken bu detay, aslında yüksek teknoloji firmaları arasında çok derin bir endüstri sorunu sebebiyle oluşan çatışmayı gözler önüne seriyor: Çok yakın bir gelecekte bilgisayarlar artık hızlanmayı bırakacak.

IT dünyasının arada sırada dile getirilen ancak bir yandan da umursanmıyormuş gibi yapılan bir sırrı var. Mikro işlemciler, temel fizik kanunlarının izin verdiği minimum küçüklük sınırına çok yaklaştılar.

Herhangi bir cihaz ne kadar küçük üretilirse, üretim hatası olasılığı o kadar artar. Dolayısıyla bir şeyleri küçülttükçe çok daha pahalı ve detaylı üretim sistemleri oluşturulması gerekir. Bu nedenle cihaz üretim maliyetleri astronomik boyutlarda artar. Günümüzde mikro işlemci dünyasının büyük oyuncuları, yalnızca bu oyunu devam ettirebilmek için her yıl milyarlarca doları yeni üretim tekniklerine yatırıyorlar. Ancak bu oyun durduğunda, mikro işlemciler daha fazla küçültülemediğinde, bilgisayarlar her yeni nesilde daha da hızlanmadıkça, bütün ürün beklentileri, sanal gerçeklik gözlükleri, nesnelerin interneti ve yapay zeka hizmetleri durma noktasına gelebilir.

İşlemcilerde Moore Yasası

Intel’in Kurucu ortağı Gordon Moore, yaptığı araştırmalarda mikro işlemci işlem kapasitelerinin her 2 yılda bir 2 katına çıkacağını hesaplamıştı. 1965 yılından beri de aynen öyle oldu. Bu durumun gerçekleşmesinin bir diğer sebebi ise, Intel’in kurucu ortağını IT sektörünün sembolü yapmak için, Moore’un öngörüsünü uygulama konusunda elindeki tüm gücü kullanması.

Intel 4 ay önce işlemci geliştirme hızını yavaşlatacağını ve Moore Yasasını korumak için geliştirdiği tik-tak yöntemini terk ettiğini açıklamıştı. Intel’in yeni işlemcilerinde transistörlerin boyutu 100 atoma kadar indirildi. Eğer Intel işlemci dünyasındaki planlarını uygulamaya devam ederse, 2020 yılında transistör boyutu 10 atoma kadar inecek. Bu küçüklükte bir transistörde, elektronlar kuantum tünelleme denilen bir kuantum fiziği özelliği nedeniyle atomlar arasında dolaşabiliyorlar. Yani elektronları, dolayısı ile elektrik sinyallerini kontrol etme kabiliyetinizi yitiriyorsunuz. Bu da transistörün sonu demek.

Samsung, Intel ve Microsoft, Moore büyüsünün devam etmesi için her yıl 37 milyar dolar harcıyorlar. Ancak transistörlerin küçültüp, yongaların içine daha çok transistör sığdırarak elde edilen performans kazancı artık azalmaya başladı. Marjinal fayda sıfıra yaklaşıyor. Dolayısıyla birkaç yıl içinde ekonomik bakış açısı ile işlemci hızlandırmak için harcanan yatırımın geri dönüşü alınamayacak. Sektörde ROI sıfırlanınca ne olacak?

IT’nin Altın Çağı Günümüzü Gölgede Bırakacak

Neyse ki bilgisayarlar konu olduğunda hız veya işlem gücü her şey demek değil. Otomobil endüstrisinden örnek verelim. Elektrik ile çalışan Tesla Model S otomobiller bir Honda Civic Type-R kadar hızlı değiller. Motorları o kadar güç üretmiyor. O kadar uzun mesafe gidemiyorlar. Ancak aralarındaki farklar, motor performansı çok daha düşük olmasına rağmen Tesla’nın cazip bir otomobil olmasını sağlıyor.

IT dünyasında son 50 yıldır katlanarak artan donanımsal performansa rağmen, yazılım geliştirme arka koltukta oturuyordu. Microsoft Word ve Excel’in geliştirilmesi konusunda süpervizörlük yapan bilgisayar bilimci Charles Simonyi, yazılım gelişiminin donanımın çok gerisinde kaldığını söylüyor. Donanımın kaba kuvvetinin ardına saklanan yazılımların inceliksiz ve performansı düşük mimarileri artık kendini göstermeye başlayacak.

Moore Yasasının devreden çıkması, bir süre sonra eski yöntemler ile üretilen yeni yazılımların kaba saba tasarımlarını hissettirmeye başladığında, IT sektöründe yazılım patlaması meydana gelecek.

Moore Yasasının işlevini yitirmesi IT dünyasının sonunu getirmeyecek. Tam tersine, eldeki imkanlar ile daha iyi ve daha kullanıcı dostu, sınırına gelmiş işlemci teknolojisinin tüm olanaklarını kullanan, günümüzdeki yazılımları en iyi ihtimalle ilkel bırakacak yeni yazılım geliştirme alanları ortaya çıkacak. Dünya tarihinde görülen her piyasayı etkileyen yıkıcı değişimlerde olduğu gibi, IT sektöründe de bu yıkıcı değişim sonucunda yeni fırsatlar ortaya çıkacak ve daha önce keşfedilmeyen alanlara gidilecek.

Bu sonucu önceden gören bilim insanları, yıllardır kuantum bilgisayarları ve fotonik bilgisayarları geliştirmeye uğraşıyorlar. Kuantum bilgisayarlar en basit tabiriyle her bir elektronu birer bit olarak kullanarak işlem yapıyorlar. Fotonik bilgisayarlar ise elektriği tamamen bir kenara bırakıp, doğrudan ışığı manipüle ederek çalışıyorlar. Her iki teknoloji de umut vaat ediyor ve her ikisinin de çalışma prensipleri laboratuvar ortamında gösterildi. Ancak bu teknolojilerin birer PC’ye dönüşmesine, hele hele cep telefonlarımızda yer almasına daha çok uzun yıllar var. En azından 2021 yılına yetişmeyecekleri kesin. Transistör ve kuantum fotonik bilgisayarlar arasında geçecek süre, IT yazılım sektörünün altın çağı olacak. Yani önümüzde kalan 4 yıl civarında kariyer olarak yazılım endüstrisine yakınlaşmak iyi bir strateji olabilir.

Ayrıca, insan ırkının sonunu getirebilecek kapasiteye sahip yapay zekalı robotların epey bir süre daha ortalarda görünmeyeceklerinden de emin olabiliriz.