Ülkemizde ihaleye açılacağı tarih nihayet belli olan 4G şebekesi gündemimizi meşgul ederken dünya Mart’ın başındaki MWC etkinliğinde 5G şebekelerin temelini atmak için planlamalara başladı bile.

5g

Ülkemizde 4G şebekenin temellerinin atılması konusunda yapılan ilk görüşmeler şimdilik yalnızca gazetelerin sayfalarına operatörler tarafından verilen iyi niyet beyanı içerikli reklamlardan ibaret durumda. Henüz kendi masraflarını çıkartmamış olan 3G şebeke altyapısı çalışmaları durmadan, 4G’ye geçişe yüksek bir ilgi duyan operatörlere sahip olduğumuzu bilmek hoş bir duygu.

5G ilgili açıkçası en önemli öngörülerden bir tanesi, 4G ile başlayan ve her şeyin tamamen veri aktarımı üzerinden kurgulandığı bir ortamın birleştirici ve kavramsal olarak yapısal gelişimi nihayetlendirip bir sonraki büyük sıçrama için hazırlıklarımızı yapmaya başlamamızı sağlayacak olması. 3G ile birlikte dünya üzerindeki şebekelerin artık büyük çoğunluğu tamamen dijitalleşmesini sağlamış durumda. Bunun yanında her şeyi bir data paketi olarak algılayarak yalnızca veri üzerinden temas kurulan hücresel şebekeler konusunda temeller sağlam olsa da henüz esas paradigma sıçraması yaşanmış değil. Tamamen verinin aktığı, SMS veya konuşma gibi ayrımların olmadığı bir şebeke hayal değil; hatta bir sonraki nesilde, eğer teknolojiye yön verenler yeterince bastırırsa kaçınılmaz bir varış noktası olarak görünüyor.

Gündelik kullanıma baktığımızda insanların sesli iletişim kurmak için VOIP yazılımlarını kullandığı, mesajlaşma için Facebook Messenger veya Facebook tarafından satın alınan WhatsApp ile resimli mesajlar gönderdiği; teknoloji konusunda bilgi ve fikir birikimi olanların MMS alınca heyecanlandığı bir tablo karşımıza çıkıyor. 5G’de böyle sürprizler olursa çok şaşıracağız; şimdiden açıkça söyleyelim.

MWC 2015 paralelinde gelişen birkaç olay daha var ki aslında konu burada işin nereye doğru gittiğini çok iyi biçimde gösteriyor. Öncelikle Mark Zuckerberg’in başını çektiği ve interneti dünyanın her yerine yaymakla ilgili çaba gösteren Internet.org’un mücadelesi olarak basına yansıyan bir gelişme var. Mobile World Congress’te, Mark Zuckerberg, derneğin temsilcisi olarak konuştuğu panelde gerekiyorsa gücü yetmeyenlere ücretsiz internet sağlanmalı savı farklı tepkilere neden oldu. Bu çağrıyı destekleyenler internetin temel bir insan hakkı olduğundan bahsederken garip ve şüpheli bulanlar ise Zuckerberg’in aynı zamanda büyümesi duran bir sosyal ağın patronu olduğu gerçeğini akıllarından çıkartamıyorlardı.

Elbette herkese internet dendiğinde akla gelen en önemli firma, genellikle son kullanıcı tarafında arama motoru olarak görünen ama aslında sadece bir arama motorundan çok daha ötesi olan Google. Amerika Birleşik Devletleri’nde kahve dükkanlarında ücretsiz internet sağlayan Google bunun karşılığında yalnızca akan kullanıcı verisini kimliksiz olarak izlemeyi talep ediyor. MWC öncesinde yaptığı açıklamalarda benzer bir sistemi havadan, ya düşük irtifadaki uydular veya insansız hava araçlarıyla sağlamayı hedeflediğini ve henüz kalkınma potasına girememiş ülkelerde bunu gerçekleştireceğini ima eden Google’ın ise kendisine rakip gördüğü yegane şirketler halihazırda bu tür hizmetleri sağlayan mobil şebeke operatörleri ve internet servis sağlayıcıları.

Gelişmeleri gazeteci kimliğimizle operatörlere sorduğumuzda ise aldığımız yanıt basit ve düşündürücüydü: Google’ın bekâra boşanmak kolay yaklaşımıyla hareket ettiğini ve kendilerini bağlayan birçok kanun ve mevzuatı nasıl aşarak bu işe girişeceğini merak ettiklerini söyleyen operatörler inceden de herkes kendi işini yapsın imasını da saklamıyor gibi. Elbette belki kanuni yapıların değişmesi ve esnemedi Google gibi şirketlere de ülkelerde altyapı hizmeti veya erişim sağlama yetkisi tanır. Şu an için bu zor görünse de önümüzdeki günlerde neler olacağını birlikte göreceğiz.